Saygıdeğer meslektaşlarımız, Günümüz dünyasında, özellikle Avrupa’da ekonomik. Sosyal, siyasal, toplumsal ve teknolojik alanlarda hızlı değişim ve dönüşümler önüne geçilemez ve durdurulamaz bir şekilde yaşanmaktadır. Avrupa Birliği’ne tam üyelik yolunda önemli adımlar atan ülkemizin de bu gelişmelerin dışında kalması düşünülemez. Ekonomilerin bütünleşmesi ve küresel sermayenin mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına neden olması, dünyanın yeni rekabet koşulları olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizin medeniyet yolundaki yürüyüşü bu rekabet koşullarına sağlayacağı uyumla paralel olarak gelişecektir. Dünyanın içinde bulunduğu iletişim ve etkileşim çağında bilgi toplumu ve bilgi ekonomisi alanlarında önemli adımlar atılmaktadır. Bu durumda, hiçbir ülkenin ve hiçbir bireyin bağımsız gelişemeyeceği de reddedilemez bir gerçektir. Bu gelişmelere paralel olarak geleceği inşa edebilmek için geçmişten gelen alışkanlıklarımızı ve iş yapış şekillerimizi bir kenara bırakmak durumundayız. İnsana, bilgiye, mesleki formasyona, eğitim ve işgücünde kaliteye ve üretime yani sonuç almaya odaklı yeni iş yapış şekillerine sahip olmalıyız. Atılacak ilk adım, toplumsal zihniyetimizde yapmamız gereken değişimdir. Eğitimi bir külfet değil ülkemiz gençlerine nitelikli istihdam sağlayacak alt yapının vazgeçilmezi olarak görmekteyiz. Türkiye Optik ve Optometrik Meslekler Derneği Yönetim Kurulu olarak, mesleğimize olan bağlığımız ve saygımız gereği meslektaşlarımızı geleceğe taşırken dünyadaki mesleki gelişmelerin ülkemizde de orta ve uzun vadede uygulanabilmesinin çalışmalarını bütün engellemelere rağmen yılmadan sürdürmekteyiz. "Bilim ve Danışma Kurulu üyemiz Sayın Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Zengin'in yazısıdır. (Dergimizin Kasım sayısının Nokta köşesinde de bu yazıyı okuyabilirsiniz.)" Artık Yeter! Gerçekten yeter. Sayesinde ekmek yediğiniz sektörü seviyorsanız susun! Meslektaşınızı seviyorsanız susun! Yahu bari Allah’ınızı seviyorsanız susun! Bunun adına ne derseniz deyin; ister yalvarma, ister isyan! Ne zaman meslekle ilgili bir faaliyet olsa sektörden bir sürü e-mail ya da telefon alırım; Hocam siz var mısınız işin içinde? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yeni bir oluşum var katılalım mı? Bana sorulan konular hakkında bilgim varsa söylerim/yazarım, yoksa araştırıp daha sonra bilgilendirmeye çalışırım. Ama bu seferki sorular karşısında inanın benimde nevrim döndü. Soru şu; “Hocam meslek içi eğitime katılalım mı?” “Mutlaka katılmalısınız, hatta imkânınız varsa tüm çalışanlarınız ile birlikte katılmalısınız” Hocam, katılmak zorunlu değilmiş, bazı arkadaşlar katılmayın diyorlar? Ne? Katılma konusunda kanuni zorunluluk yok tabi, ama ondan daha da önemli olan rekabetin getirdiği zorunluluk var! Hemen her toplantıda “eğitim şart” diye yalvaran bir öğretim üyesinde başka nasıl bir öneri beklenebilir ki? Şimdiye kadar çalıştığım tüm sektörlerde eğitim en önemli gündem maddemizdir. Eğitime vurgu yapmadığım hiçbir çalıştay yoktur. Geri dönüşü kesin olan ve hiçbir risk içermeyen en büyük yatırım aracının kurum çalışanlarının eğitimi olduğunu anlatmaya çalışırım. Günümüzde global şirketlerin piyasa değerinin yüzde 80’i “intangible assets” (görülmeyen varlıklar) denilen unsurlardan oluşuyor. Türkiye’de ise pek çok şirket ve yönetici henüz bu kavramın tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyor. Fabrika binası, makine parkı, mağazada ki gözlükler gibi maddi varlıklar, “tangible assets” olarak adlandırılıyor. Diğer tarafta ise “intangible assets” (Görülmeyen varlıklar) bulunuyor. Bu kapsama şu değerler dahil ediliyor: Markanın değeri, pazar payı, lisans ve telif hakkı anlaşmaları, ürün geliştirme teknolojisi, patenti alınmış ürünler ve know-how, nitelikli insan kaynağı, teknik bilgi birikimi, iyi bir teknik altyapı, bilgi teknolojileri ve veri tabanı hatta şirketin finansman sağlarken sahip olduğu kredibilite gibi fiziksel varlığı olmayan, elle tutulamayan unsurlar. Bunun sektör için anlamı şu; artık rekabet stoklarınızdaki gözlük sayısı, hastane kapılarında, doktor muayenehanelerinde reçete kovalamaktan geçmeyecek, nitelikli insan gücünüzden, müşteri veritabanı ve kurduğunuz ilişkiden geçecek. Kendinizin ve çalışanlarınızın bilgi birikimleri ilk adım olacak. Çünkü zincirin gücü en zayıf halkası kadardır. En az eğitim aldırdığınız çalışanınız sizin kalite düzeyinizi ya da intangible assets değerinizi ortaya koyacak. Bu konu neden önemli, son çalıştaylarımızda sektörde kağıtların yeniden karıldığının üzerinde çokça durmuş, artık rekabet değişecek söylemiştik. Size ekonomi sayfalarından bir haber; ATASUN OPTİK'İN SAHİBİ HAL HOLDİNG, SAFİLO'NUN EN BÜYÜK HİSSEDARI OLACAK Dünyanın en büyük ikinci gözlük şirketi Safilo Group, Hal Holding'in en büyük hissedarı olacağı açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından Milan Borsası'nda 1 yılın en yüksek düzeyine çıktı. Buna göre, şirket hisseleri yüzde 20'nin artış gördü. Hal Holding şirkette yüzde 37-49.99 arasında pay alacak. Hollandalı Hal Holdign'in mevcut varlıkları içinde Türkiye'den Atasun Optik de yer alıyor. Foreks Haber Merkezi Satır aralarını okuyabilenler ya da suyun sesinden anlayanlar için bu haber aslında çağlayanın sesi. Akıntı hızlandığında ve artık çağlayanın gürültüsü çok yakınlardan gelmeye başladığında bildiğiniz tüm duaları okumaktan başka çareniz yoktur. Değerli dostlar, suyun hızından ve şırıltısından anlayanlar çağlayanın çokta uzakta olmadığını söylüyor. Çağlayandan önceki son çıkışta tüm müessese çalışanları ile birlikte eğitilmiş insan gücü ile yani, küreklere doğru bir şekilde asılmalısınız. Kim/kimler hangi akla hizmetle eğitim almayın, kendinizi geliştirmeyin diyor bilemiyorum. Ama birileri dünyayı çok iyi takip ettiği sektörün yönünü çok iyi okuduğu kesin. Ve sektörün yanlış bilgilendirmelerle (ki buna dedikodu diyoruz) sektörün daha çabuk el değiştirmesine yardımcı oluyorlar. Daha net ifade edeyim, sektöründeki meslekdaşının eğitim almamasını istemek, ona ihanet etmektir, onun sektör dışına çıkmasını istemektir. Bu yönlendirmeleri iyi niyetle yapıyorlarsa, cehennemin yollarının iyi niyetlerle döşendiğinizi unutmayın. Saygılarımızla, Önemli Not: Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun 4. Genel Kurulu’na katılan Sayın Bakanlarımız ve YÖK Başkanımızın konuşmalarını izlemeniz büyük önem taşımaktadır. |